18 Eylül 2011 Pazar

süiit mızıııer



En sevdiğim şeyler top 40 listesinde her daim ilk 10 da yer alabilmeyi başarabilmiş zıpır yiyeceklerden birinin de süt mısır olduğunu söylemiş miydim?
Küçükken mısırın sütten yapıldığını sanardım. Hatta "hayır, mısır sütten yapılmaz" diyen annemin bir açıklama yapmasına fırsat vermeden "ee mısır sütten yapılmıyorsa, süt mü mısırdan yapılıyor yani, e sütü yapan inek değilmiydi peki?" gibi zihnimin zincirleme anlam karmaşalarına yol açmasına engel olamamıştım.
Birazcık daha annem müdahale etmeden düşünmeye devam etseydim "inekten çıkan hayvansal süt herhalde ki bu da bitkisel süt olmalı" şeklinde bir kanıya varabilirdim. Ne güzel aklıma mukayyet olamıyormuşum o yaşlarda, şimdi pek mümkün olmuyor da.
      Bir de koçanlısı da ayrı bir hoş olurdu ki, bitirdikten sonra tadına doyamayıp koçanın tuzlu suyunu soğurmak yeni heyecanlara yol açardı. Babamın pazardan alıp getirdiği mısırları annemin düdüklüye atmasını ve onların tabiriyle yavaş yavaş içini çeke çeke pişmesini bekleyemediğimizden, birkaç tanesini ayırır ocakta közlerdik. Ne güzel günlerdi.



Şimdi ise yolda, sokak aralarında, kaldırım üstlerinde, ayak üstü her yerde en çok sevdiğim şeyin satılıyor olması hüzünlendiriyor beni.
Lakin her süt mısırcı gördüğümde olduğum yerde zıp zıp zıplayıp ellerimi çırparak kendimden geçiyor olmama ne demeli.

bazen kendimle çelişiyorum.

15 Eylül 2011 Perşembe

ayağımın tozu, elimin hamuru.

merhaba.

Hiç beklemezdim bunu,  çok ani oldu. Şu dakikadan itibaren burada neler yapabileceğim aklıma geldikçe içim bir tuhaf oluyor. Benle alakası yok, sizin için endişeleniyorum ben. 
İlk yazımı yazdıktan hemen sonra, yayınla butonuna basma kararını vermeden hemen önce yüzüme su çarpıp geleceğim.

şimdilik defolup gidiyorum.
yalnız elim hamurlu biraz, kız başıma buralarda böyle.
ayağım da tozlu
yeniyim yani,

öperim.